KONUT VE İŞ YERLERİNİN İHTİYAÇ SEBEBİYLE (GEREKSİNİM SEBEBİYLE) TAHLİYESİ VE DAVA ŞARTLARI Türk Borçlar Kanunu gereksinim sebebi ile kira sözleşmesinin sona ermesini ve kiralananın tahliyesini iki ayrı başlıkta incelemiştir. Bunlardan ilki TBK Madde 350
Haber / Duyuru
KONUT VE İŞ YERLERİNİN İHTİYAÇ SEBEBİYLE (GEREKSİNİM SEBEBİYLE) TAHLİYESİ VE DAVA ŞARTLARI
KONUT VE İŞ YERLERİNİN İHTİYAÇ SEBEBİYLE (GEREKSİNİM SEBEBİYLE) TAHLİYESİ VE DAVA ŞARTLARI
KONUT VE İŞ YERLERİNİN
İHTİYAÇ SEBEBİYLE (GEREKSİNİM
SEBEBİYLE)
TAHLİYESİ VE DAVA ŞARTLARI
Türk
Borçlar Kanunu gereksinim sebebi ile kira sözleşmesinin sona ermesini ve
kiralananın tahliyesini iki ayrı başlıkta incelemiştir. Bunlardan ilki TBK
Madde 350 olup madde hükmüne göre; kiraya veren, kira sözleşmesini; kiralananı
kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer
kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu
varsa sonlandırabilir. İkinci başlık ise taşınmazın yeni malikinin ihtiyacı
olup TBK madde 351 uyarınca; kiralananı sonradan edinen kişi,(taşınmazı satın
alan) taşınmazı, kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla
yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle
kullanma zorunluluğu varsa kira sözleşmesini sonlandırabilir. Ancak her iki
halde de kira sözleşmesinin sonlanması yani tahliye etmesi hem belli sürelerde
hukuki bildirimlerde bulunmaya hem de özel sebeplere bağlanmıştır. Aşağıda bu
sebepler ayrıntısı ile incelenecektir. KİRAYA VERENİN GEREKSİNİMİ SEBEBİ İLE
TAHLİYE ŞARTLARI 1-GEREKSİNİM
(İHTİYAÇ) BULUNMASI TBK
madde 350 hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere kiraya verenin taşınmazı
tahliye edebilmesi için kendisinin, eşinin, altsoy - üstsoyunun veya kanun
gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin aşınmaza gereksinimlerinin
bulunması gerekmektedir. Kişinin kendisinin bizzat ihtiyacı olması yanında
Kanun eşinin, alsoy-üstsonunun ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin
ihtiyaçlarını da sebepler arasında saymıştır. Kanunun saymış olduğu bu diğer
kişiler temelde Kanunen bakmakla ya da yardımcı olmakla yükümlü tuttuğu
kişilerdir. Kiraya verenin eşinin gereksinimini gidermesi Türk Medeni Kanunu
uyarınca eşlerin birbirinden sorumlu ve birbirine yardımcı olmaları hükümleri
kapsamındadır. Tabi burada eş’ten kasıt Medeni Kanuna göre remi olarak evlenmiş
olduğu eş olup bunun dışında kişinin birlikte yaşadığı resmi nikah olmaksızın
evlilik birlikteliği sürdürdüğü kişiler değildir. Altsoy, kişinin çocuk ve
torunları olup kişinin altsoyu ile soybağı bulunması yahut evlatlık ilişkisi
bulunması şarttır. Üstsoy, kişinin anne – babası, büyükanne – büyükbabası, dede
– ninesidir. Kişinin üvey üstsoyu ve kayın hısımları (kayınbaba- kayınvalide)
üstsoya dahil değildir ve bu kişilerin ihtiyaçları dolayısıyla tahliye davası
açılamaz. Kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerden kasıt ise; Türk Medeni
Kanunu madde 364’tür. TMK madde 364 e göre herkes, yardım etmediği takdirde
yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle
yükümlüdür. Altsoy ve üstsoy kavramları TBK madde 350 de açıkça sayıldığından
geriye sadece kardeşler kalmaktadır. Yani bakmakla yükümlü olunan kişiler
kardeşler olup bu kişilerin gereksinimlerinin kabulü için ise onların
yoksulluğa düşmüş ya da düşecek olması gerekmektedir. 2-GEREKSİNİMİN
ZORUNLU, GERÇEK VE SAMİMİ OLMASI Hem
Yargıtay kararları hem de TBK madde 350 lafzında bulunan “kullanım zorunluluğu”
ibaresi gereğince hem Kanun hem içtihatlar kiraya veren tarafından ortaya
atılan gereksinim sebebinin zorunlu, gerçek ve samimi olması aranmaktadır.
Burada hukuk haklı bir sebep olmaksızın kiracının tahliyesini önlemektir. Keza
TBK madde 355 haksız tahliyeyi yaptırıma bağlamıştır. Maddeye göre kiraya
veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep
olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına
kiralayamaz eğer kiralarsa eski
kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak
üzere tazminat ödemekle yükümlüdür. Gereksinim
sebebinin zorunlu, gerçek ve samimi olmasından kasıt, ihtiyacın doğmuş gündeme
gelmiş olması, geçici olmaması ve başka/daha iyi bir çarenin bulunmaması olarak
izah edilebilir. Muhtemel ihtiyaçlar için tahliye şartı oluşmayacaktır.
İhtiyacın zorunlu gerçek ve samimi olduğu dava sürecinde her türlü delil ile
ispat edilebilir. Makalemizin sonunda yer vermiş olduğumuz çeşitli Yargıtay
kararlar ile zorunlu, gerçek ve samimi kavramları ve belli başlı tahliye
sebepleri daha da ayrıntılı olarak görülecektir. A 3-KANUNİ
SÜRELERDE BİLDİRİM YAPILMIŞ VE DAVA AÇILMIŞ OLMA ŞARTI TBK madde 350 uyarınca gereksinim
nedeni ile belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli
sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih
bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir
ay içinde dava açılmalıdır. Madde metninden açıkça anlaşılacağı gibi belirli
süreli kira sözleşmelerinde kira döneminin sonunda tahliye davası açılabilir. Belirli
süreli kira sözleşmelerinde ihtar şartı bulunmamaktadır. Belirsiz süreli kira
sözleşmelerinde ise TBK madde 329 uyarınca veren, kira sözleşmesini yerel
âdette belirlenen kira kiraya döneminin sonu için veya böyle bir âdetin
bulunmaması durumunda, altı aylık kira döneminin sonu için, üç aylık fesih
bildirim süresine uyarak feshedebilir. Yani son 6 aylık kira dönemi bitmeden 3
ay evvel bildirimde bulunmak şartı ile kira dönemi sonunda 1 ay içinde tahliye
davası açılmalıdır. Belirlenen sürelere göre yapılmamış fesih sonunda açılan
tahliye davaları reddedilecektir. Süreler Kamu düzenine ilişkin olup Mahkeme
tarafından incelenecektir. TÜZEL KİŞİLERİN İHTİYAÇ NEDENİYLE İŞYERİ TAHLİYE DAVASI TBK madde 350 kapsamında kiraya veren
kendisi, eşi alt ve üst soyu ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin
gereksinimleri dolayısı ile tahliye davaları açabilmektedirler. Ancak tüzel
kişiler alt ve üst soyları, eşleri ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler olmayacağından
sadece kendi gereksinimleri nedeni ile açabilirler. Tüzel kişilerin ihtiyaçları
ise sadece işle ilgili olarak kabul edilmektedir. Tüzel kişinin yeni bir işyeri
açması, işyerini taşıması gibi hususlar tahliye nedeni olabilmektedirler YENİ MALİKİN GEREKSİNİMİ SEBEBİ İLE
TAHLİYE ŞARTLARI TBK
madde 351 uyarınca Kanun taşınmazı satın alan yeni maliklere ayrıca bir hak
tanımıştır. Maddeye göre taşınmazı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi,
altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için
konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme
tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek
koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir.
Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona
erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı
dava yoluyla da kullanabilir. Bu durumda yine ihtiyacın zorunlu, gerçek ve
samimi olması gerekmektedir. KARARLARI İLE GEREKSİNİM SEBEPLERİ Kiraya Verenin Yakınlarıyla Oturması “..... Davacının halasına ait olan bir evde
oturmakta olduğu anlaşılmaktadır. Davacı başkasına ait evde oturmaya
zorlanamayacağına göre ihtiyaç iddiasının samimi olduğunun kabulü gerekir.”
(YARGITAY HGK 2001/6-577 E, 2001/575 K, 07.01.2001T) “Öte yandan günün koşullarına uygun kira
artırma talebinde bulunulması kiralayanın ve mal sahibinin yasal hakkı
olduğundan bu durumu aleyhe yorumlamak mümkün değildir. Reşit olan kimse bekâr
dahi olsa ailesiyle birlikte oturmaya zorlanamaz. Bu durumda reşit olan
ihtiyaçlının bekâr dahi olsa ayrı oturma isteği olağan karşılanmalı, ihtiyaç
iddiasının kanıtlandığı kabul edilmelidir. İhtiyaç iddiasının gerçek ve samimi
olduğu kanıtlandığından tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle
davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması
gerekmiştir.” (YARGITAY 6. HD. 2016/3380 E, 2016/3343 K, 25.04.2016 T) Kiraya Verenin Kirada Oturması “İhtiyaçlının
kirada olması ihtiyacın varlığı için yeterli olup dava konusu taşınmazın küçük
olması ihtiyacın samimi olmadığını göstermez. Bu nedenle davanın kabulüne karar
vermek gerekirken yazılı şekilde reddi doğru görülmediğinden hüküm bu nedenle
bozulması gerekmiştir.” (YARGITAY 6. HD. 2008/452 E, 2008/3253 K, 18.03.2008
T) Kiralananın Ekonomik Olarak Daha
Elverişli Olması “Toplanan delillere göre davacı kadının dul
olup borçlu olduğu, geçim sıkıntısı çektiği lüks ve masraflı büyük bir dairenin
kendisine fazla geldiği, daha mütevazı kiralananda oturmak istediği,
anlaşılmaktadır ihtiyaç geniş kapsamlı olup, bu şekilde de ihtiyacın varlığının
kabulü zorunludur.” (YARGITAY 6. HD. E.1981/11856 E, 1981/3306 K, 27.02.1981
T) “…Davacı
halen kirada oturmakta olduğunu ve yüksek miktarda kira ödediğini beyan etmiş,
dinlenen tanıklar da davacının halen ağabeyinin evinde oturmakta olup, 500-600
YTL kira ödediğini maddi durumu iyi olmadığından kendi evine taşınmak
istediğini beyan etmişlerdir. Bu durumda ihtiyacın samimi olduğunun kabulü
gerekir…” (YARGITAY 6. HD. 2006/10982 E, 2006/13371 K, 21.12.2006 T) Kiralananın Konum Olarak Oturulan
Yerden Daha Elverişli Olması “Davacı müvekkilin halen oturduğu Bilkent
semtinin işyerine, şehir merkezine ve çocuklarının okullarına uzak olduğunu
gidip gelmesinin zorluk arz ettiğini ve külfetli olduğunu, işyerine ve okullara
yakın olan kiralananda oturmak istediğini iddia etmiş ise de Ankara gibi her
türlü ulaşım imkânı olan bir şehirde konutun işyerine uzak oluşu tahliye sebebi
sayılamaz. Bu bakımdan ihtiyaç iddiasının varlığı kabul edilmeyeceğinden
davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı
olmuştur.” (YARGITAY 6. HD. 2001/9210 E, 2001/9556 K, 10.12.2001 T) Sağlık Nedenleri “Davacı hasta olan eşinin tedavi ettirmek
için sık sık Çankırı il merkezine gitmek zorunda olduğunu bildirmiş ve
iddiasını ispat etmek için ibraz ettiği belgelerden davacının eşinin ger artroz
teşhisi ile Çankırı Devlet Hastanesinde yatarak tedavi gördüğü, Ankara Numune
Eğitim ve araştırma Hastanesinde tromboflebit tanısıyla konsültasyon ve
ultrason tetkiki yaptırdığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Eldivan ilçesine bağlı
Saray köyünde ikamet eden davacı ve eşinin tam teşekküllü hastanesi bulunan
Çankırı ili merkezindeki kiralanana ihtiyacı bulunduğunun kanıtlamış olmasına
rağmen kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile
davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.”
(YARGITAY 6. HD. 2003/6287 E, 2003/6402 K, 25.09.2003 T) “Davacının halen oturduğu binanın ise yoldan
rampa ve sahanlıkları bulunan merdivenlerle ulaşılması gibi davacı ve eşinin
yaş durumları dikkate alındığında engel durum teşkil edebilecek nitelikte
olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda dava konusu yerin
davacının oturduğu konuta nazaran daha üstün nitelikte olduğu, davacı ve eşinin
yaşlı kişilikleri ve kiralananın bulunduğu binada kızı ve torunlarının oturduğu
dikkate alınarak ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kabulü ile
davalının tahliyesine karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın
reddine karar verilmesi doğru değildir.” (YARGITAY 6. HD. 2015/424 E, 2015/1619
K, 19.02.2015 T) Yeni Gereksinimlerin Doğması “Öte yandan ihtiyaç nişanlı kızın evleneceği
olgusuna dayandırılmıştır. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, nişanlı
kızın evleneceği iddiasıyla tahliyeye karar verilebilmesi için, ihtiyaçlının
evleneceği konusunda ciddi hazırlıkların bulunması ve bu hususun yasal
delillerle kanıtlanması gerekir. Bu konuda gerekli inceleme ve araştırma da
yapılmamıştır.” (YARGITAY 6. HD. 2013/5711 E, 2013/7127K, 18.04.2013 T) Kiralananın Bulunduğu Yere Taşınma “Davacının eşi ve çocuklar birlikte görev
yaptığı Ağrı ilinde ikamet ettiği, kiralananın bulunduğu Dikiliye yerleşme konusunda
kendisi, eşi ve çocuklarının hiçbir ciddi girişimde bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda ihtiyaç doğmamıştır. Doğmayan ihtiyaç için tahliye kararı verilemez.
Davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kiralananın
tahliyesine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.”
(YARGITAY 6. HD. 2003/2268 E, 2003/2328 K, 09.04.2003 T) Yeni Gereksinimlerin Doğması “Öte yandan ihtiyaç nişanlı kızın evleneceği
olgusuna dayandırılmıştır. Dairemizin yerleşmiş içtihatlarına göre, nişanlı
kızın evleneceği iddiasıyla tahliyeye karar verilebilmesi için, ihtiyaçlının
evleneceği konusunda ciddi hazırlıkların bulunması ve bu hususun yasal
delillerle kanıtlanması gerekir. Bu konuda gerekli inceleme ve araştırma da
yapılmamıştır.” (YARGITAY 6. HD. 2013/571 E, 2013/7127 K, 18.04.2013 T) Kiraya Verenin Tatil Amaçlı Olarak
Kullanmak Gibi Geçici Gereksinimlerinin Olması “Yasada öngörülen ihtiyaç devamlılık arz eden
bir ihtiyaç olup, geçici ihtiyaç tahliye nedeni olarak kabul edilmemiştir.
Ancak uygulamada yazlık ihtiyacı yaşam biçimi olarak sürekli konut ihtiyacının
bir devamı olarak nitelendirilmiştir.” (YARGITAY 6. HD. 2014/13336 E, 2015/39
K, 12.01.2015 T) “Yasada öngörülen ihtiyaç devamlılık arz eden
bir ihtiyaç olup, geçici ihtiyaç tahliye nedeni olarak kabul edilmemiştir.
Ancak uygulamada yazlık ihtiyacı yaşam biçimi olarak sürekli konut ihtiyacının
bir devamı olarak nitelendirilmiştir. Bu ilkeden hareketle taraflara yazlık
ihtiyacına yönelik delillerinin ibrazı için imkân tanınarak dava konusu
taşınmazın bulunduğu yer ve mimari yapısı itibariyle yazlık nitelikte olup
olmadığı hususunun araştırılması gerekirken eksik inceleme ile davanın reddine
karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.” (YARGITAY 6.
HD. 2014/11405 E, 2014/11609 K, 27.10.2014 T) Kiraya Verenin Yurt Dışında Olması “Yurt dışında çalışan bir kimsenin kesin
dönüş yapmamış olması halinde geleceğe yönelik olarak henüz doğmamış bir
ihtiyaç için açılan davada tahliye kararı verilemez.” (YARGITAY 3. HD. 2017/4378
E, 2017/12336 K, 20.09.2017 T) “Davacı
15 yıldan beri yurt dışında çalışmaktadır. Evli ve 6 çocuk sahibidir. Yurda
kesin dönüş yapmamıştır. İzinli olarak ülkeye geldiğinde, köydeki babası evinde
misafir olarak kaldığını, eve ihtiyacı olduğunu ileri sürmüştür. Davacının bu
ileri sürüşü, dinlenen ve birbirini doğrulayıp tamamlayan yeminli tanık
beyanları ile de belirlenmiştir. 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki
Kanun, özü itibariyle sosyal amaçlıdır. Bu niteliği gereği de ekonomik yönden daha
güçsüz olan kiracıyı kiralayana karşı koruma eylemini taşımaktadır. Ancak,
temel hak ve hürriyetlerden olan mülk edinme hakkının özünü zedelenmekten
çekinilmesi ve akit serbestisinin korunması gereği de göz ardı edilmemesi icap
eder. O itibarla her olayda uyuşmazlık kendisine özgü koşulları içerisinde 6570
sayılı Kanun ile güdülen amaç ve mülkiyetin kullanılması hakkı ile bir
denkleştirmeye tabi tutularak çözüme ulaşılmalıdır. Davacının köydeki baba
evinin çok küçük ve aile nüfus sayısı itibariyle yetersiz bulunduğu anlaşıldığı
gibi eş ve 6 çocuk ile birlikte otel veya motel türü bir yerde tatil geçirmenin
aile bütçesine getireceği külfetin ağırlığı da aşikârdır. Yıllarını çalışarak
yurt dışında geçirmiş, belirli bir ekonomik birikime ulaşmış, bu birikimi ile
bir mesken edinmiş olan kimsenin, yurt ve akraba özlemi duyacağı, çocuklarının
da mümkün olduğu oranda vatanından kopmamalarının arzu edebileceği gayet doğal
görülmelidir. Davalı kiracı, bunun aksini kanıtlamak için herhangi bir delil de
göstermiş değildir. Kaldı ki, 6570 sayılı Yasa, kiralayanın ihtiyaç sebebi ile
kiralananın boşaltılmasından sonra muayyen bir süre içerisinde bu yeri başka
bir şahsa yeniden kiraya vermesi halinde cezai müeyyideyi de getirmiştir. Bu
durumda, davacının içerisinde bulunduğu özel şartları itibariyle, yıllık
tatilini geçirmek üzere Türkiye’ye geldiğinde kalmak üzere açılan bu boşaltma
davasında, ihtiyacın gerçek ve samimi olduğunun kabulü gerekir.” (YARGITAY HGK
1992/6-667 E, 1992/755 K, 23.12.11992 T) “Davacı
Almanya'da olduğu halde çocuklarının Türkiye'de eğitim görmeleri için komple
bir ev eşyası ile birlikte çocuklarının Türkiye ve dava konusu taşınmazın
bulunduğu yere getirip ve Türk okullarına kaydettirdiğini ve bir kiralık ev
tutup oturttuğunu ve bir süre sonra da çocukları döndüğü halde eşyanın aynen
kiralık evde kaldığını bu sebeple dava konusu yere ihtiyacı bulunduğunu ileri
sürüp taşınmazın tahliyesini istemiştir. Gerçekten davacının iddia ettiği bu
hususlar aynen ibraz edilen okul kayıtları, faturalar, mahallinde yapılan keşif
tutanağı ve tanık sözleriyle doğrulanmıştır. Davacının kendisi Almanya'da
bulunmakla beraber çocukları ve özellikle ev eşyaları bakımından dava konusu
yere ihtiyacı bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu ihtiyaç karşısında tahliye karar
vermek gerekirken Almanya'dan ödenmediği esas alınarak davanın reddedilmesi
isabetli görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.” (YARGITAY 6. HD. 1989/15585
E, 1989/17603 K, 16.11.1989 T)