ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI DAVALARI

ECRİMİSİL HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI DAVALARI

ÖZET

Ecrimisil, bir diğer adı ile haksız işgal tazminatı, bir şeyin yahut yerin asıl hak sahibi olan ancak zilyetliği bulunmayan malikinin değil, şey yahut üzerinde hak sahibi olmayan ancak zilyetliği bulunan kişi tarafından kullanılması, menfaat elde edilmesi durumunda, asıl malikin, haksız kullanımda bulunan zilyetten talep edebileceği tazminat türüdür. Ecrimisil davaları tapu iptal ve tescil davaları ile birlikte terditli olarak açılabileceği gibi, tapu iptal ve tescil davası sonucunda el değiştiren eşya ile ilgili olarak ayrıca da açılabilmektedir. Bu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer Mahkemesidir.  

GİRİŞ

Tapu iptal ve tescil davaları sonucunda el değiştirmiş olan taşınmazlar dava sonucunda asıl sahiplerinin kullanımına geçer. Ancak öncesinde taşınmazların kullanımı hak sahibi olmayan, haksız olarak elde bulunduran kişilerde olmuştur. Bu durumun hukuki açıdan nitelendirilmesi karşımıza haksız işgal kavramını çıkarmaktadır. Ecrimisil ise haksız işgalde bulunulan taşınmazdan haksız işgalin devam ettiği süre boyunca, taşınmazdan hakkı olmadan elde edilen tüm yarar ve kazançlardır.

Ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, Osmanlı Hukukundan beri uygulana gelmiş bir tazminat türüdür.  Ecrimisil belirlenirken taşınmazın emsalleri göz önünde bulundurulmakta olup, taşınmazın kullanım şekli ya da taşınmazdan elde edilen gelir gibi hususlar önem arz etmektedir.

Aşağıda tüm bu kavramlara, kavramların hukuki niteliğine, dava aşamalarına, ayrıntısı ile yer verilecektir.

ECRİMİSİL / HAKSIZ İŞGAL TAZMİNATI

1.Kavramı Ve Tanımı

Ecrimisil kavramı “ecr” ve “misil” kelimelerinin birleşiminden oluşmuş bir kavramdır. “ecr” kelimesinin sözlük anlamı, “Bir iş, bir hizmet mukabilinde verilen şey” iken, “misil” kelimesinin sözlük anlamı “Benzer. eş. nâzır. tıpkısı”dır. Kelimelerin birleşiminden ortaya çıkan ecrimisil kavramının hukuk sözlüğü tanımı ise“bir malın kullanılmasından doğan yararın (menfaatin) para ile değerlendirilmesi; işgal tazminatı; bir gayrimenkulü haksız bir şekilde kullanan kişinin, malike ödeyeceği tazminat.”  ya da Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri” olup sözlük anlamlarından da çıkarılabileceği üzere, bir şeyin haksız işgal eden kişinin, bu işgalden dolayı asıl malike ödeyeceği tazminattır. Bir başka bir anlatımla ecrimisil, malik olmayan zilyedin zilyet olmayan malike ödediği tazminat türüdür. Ecrimisil kelimesi Osmanlı Hukukundan beri süre gelmiş bir kavram olarak kullanılmakta olup yerine “haksız işgal tazminatı”, “fuzuli işgal tazminatı” olarak da bilinmektedir.  

 

Yukarıda bahsi geçen tanımlar ecrimisilin özünü oluşturmakla birlikte özel hukuk bakış açısı ile yapılmış tanımlardır. Kamu hukuku açısından ecrimisilin tanımı 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 75’inci maddesinde yapılmıştır. Maddeye göre ecrimisil, devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malların gerçek ve tüzel kişilerce işgali üzerine, fuzuli işgalden geriye dönük 5 yılı geçmemek üzere istenilecek ücrettir. Bu tanımı ile kamu hukukunda ecrimisil bir tazminat türünden daha çok kira alacağı işlevi görmektedir.

 

2. İlgili Kavramlar Ve Açıklamaları

 

Taşınmaz, sözlük anlamı “ev tarla vb. taşınamayan mülk, gayrimenkul” olup TMK madde 704’te taşınmaz mülkiyetinin konusu “1. Arazi, 2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar, 3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler” olarak tahdidi şekilde sayılmıştır.

 

Malik, sözlük anlamı “sahip, iye” olup hukuki açıdan, bir eşyaya sahip olan ve eşya üzerindeki mülkiyet hakkı kapsamındaki tüm haklardan yararlanma hakkı olandır.

 

Zilyet, sözlük anlamı “sahibi kendisi olsun olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimse” olup zilyetlik ise hukuken “bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma” demektir.

 

Haksız(fuzuli) işgal, “bir taşınmaz malı sahibinin izin ve rızası olmadan ele geçirmek” anlamındadır.  

 

Tazminat, “Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir” şeklinde tanımlanmıştır.

 

Tapu İptal ve Tescil Davası, taşınmazın gerçek sahipleri, mülkiyet hakkı olduğunu iddia eden gerçek veya tüzel kişiler tarafından, adına taşınmaz tescil kaydı bulunan ya da taşınmaza haksız olarak el atan gerçek veya tüzel kişilere karşı, mülkiyet hakkının kullanılmasının engellendiği hallerde, taşınmazın tapu kaydının iptali ile talep edilen şekilde yeniden tescili istemli davalardır.

 

İyiniyet ve Kötüniyet kavramlarına ise, TMK 2’nci ve 3’üncü maddelerde yer  verilmiş olup her iki kavram da hakkın kullanımı açısından önem teşkil etmekte, kaynaklarını dürüstlük kuralından almaktadırlar. Madde hükümlerinden de anlaşılacağı üzere kişilerin haklarını kullanıp borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymaları zorunludur. Kişilerin haklarını kullanırken kötüniyetli olmaları ve kötüye kullanmaları durumunda hukuk düzeninin bunu korumayacağı, kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda ise iyiniyetin yeterince özen gösteren kimsede bulunduğunun kabulü asıldır.

 

3. Ecrimisilin Hukuki Niteliği

 

Ecrimisilin hukuki niteliği, Medeni Hukukumuz açısından tartışmalarla süre gelmektedir. Medeni Hukuk açısından ecrimisilin herhangi bir mevzuatta bir tanımı yapılmamıştır. Tartışmalar Yargıtay içtihatları ve Doktrin görüşleri ile şekillenmektedir. Ecrimisilin hukuki niteliğinin kesinlik kazanması, uygulanacak zamanaşımı ve ispat yükü açısından da son derece önemlidir.

 

Ecrimisil kavramı TMK madde 995’ten temelini almaktadır. Madde metni “İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.” şeklinde olup her ne kadar tazminat kavramı geçmekte ise de, hala ecrimisilin bir tazminat olup olmadığı tartışmalıdır. Aşağıdaki başlıklarda bu görüşlere kısaca yer verilecek olup akabinde de nacizane değerlendirme ve görüşümüz yer alacaktır.

 

a.Haksız Fiilden Kaynaklanan Tazminat Görüşü

 

Bu görüşe göre ecrimisilin nedeni haksız fiilden kaynaklı olarak bir kişinin taşınmazından yarar sağlanmasının engellenmesidir. Görüşe göre haksız işgal tazminatında, işgal edenin kusurlu olması ya da asıl hak sahibinin zarara uğramış olmasına da gerek yoktur ancak işgale konu yer, gelir elde etmeye veya yararlanılmaya müsait bir yer olmalıdır. Aksi halde asıl sahibinin elinde ve kullanımında olan bir yer yararlanmaya ve kullanılmaya müsait olmadığında asıl sahibine de fayda sağlamayacaktır.

 

b.Kira Bedeli Görüşü

 

Görüşü savunanlara göre kötüniyetli zilyet tarafından eşyanın kullanılması TMK 995’e göre semere elde etmek anlamına gelmekte bu semere karşılığında da eşyanın asıl malikine kira benzeri bir bedel ödenmesi gerekmektedir. Yine bu görüşe göre ecrimisil tazminatı, Alman hukukunda da “kullanma tazminatı”ndan temelini almaktadır. Görüşe  göre kullanılan eşyanın kiraya verilebilir bir eşya olması şarttır.

 

c.Haksız Zilyedin Elde Edilen Semerelerden Sorumluluğu Görüşü

 

Burada öncelikle semere, bir eşyadan elde edilen ürünlerdir. TMK madde 684 ve 685 gereğince bir şeyin maliki olan, o şeyin ürünlerine de bütünleyici parçasına da malik olacaktır. Bu sahiplikte devreye zilyet olmayan malikin, malik olmayan zilyetten, kötüniyetli zilyet  kurallarının uygulanması ile semerelerin talebi hususu gündeme gelmektedir. Bu durumda taşınmazın kötüniyetli zilyedinin taşınmazın kullanımından doğan tüm ürünleri, asıl malike geri vermesi mümkün olmadığı takdirde malikin mahrum kaldığı ürünlerin karşılığını tazmin etmesi gerekmektedir. Ecrimisil bu görüşe göre ürünlerin karşılığı gibidir.

 

ç.Haksız Zilyedin Elde Edilmesi İhmal Edilen Semerelerden Sorumluluğu Görüşü

 

Görüşe göre haksız zilyetin, taşınmazın zilyetliğinde bulunduğu dönem içerisinde elde etmeyi ihmal ettiği her türlü üründür. Bu görüşe göre söz konusu taşınmazın kiraya verilebilecek bir mal olup olmadığı oldukça önemlidir. Çünkü kiraya verilebilir bir mal söz konusu olduğu takdirde ancak, kötüniyetli zilyedin kiraya vermeyip bizzat kullanmakla bu ürünü elde etmeyi ihmal etmiş sayılarak doğrudan doğruya TMK 995 uygulanacaktır. Aksi halde mal kiraya verilebilir bir mal değilse haksız zilyetten herhangi bir tazminat istenmemelidir.   

 

d.Sebepsiz Zenginleşme Görüşü

 

Ecrimisilin sebepsiz zenginleşmeye benzediğini savunanlara göre; Ecrimisil, kötüniyetli haksız zilyedin malvarlığında, geçerli bir hukuki nedene dayanmayan bir artışın meydana gelmesi sebebiyle oluşan sebepsiz zenginleşme kurallarına göre değerlendirilmelidir. Fakirleşme şartının aranmadığı sebepsiz zenginleşme sorumluluğunda olduğu gibi, ecrimisilde de hak sahibinin malvarlığında bir azalma olmasına gerek kalmadan haksız zilyedin sorumluluğu bulunmaktadır.

 

e.Gerçek Olmayan Vekaletsiz İş Görme Görüşü

 

Ecrimisil tazminatını gerçek olmayan vekâletsiz iş görmeye dayandıran görüşe göre TMK. m. 995 anlamında elde edilen semerelerin tazmini olması dolayısıyla gerçek olmayan vekâletsiz iş görme hükümlerine dayandırmak ve TBK. m. 72’de öngörülen 2-10 yıllık zamanaşımı sürelerini uygulamak gerekir. Hatta iyiniyetli zilyetten dahi kullanım karşılığı gerçek olmayan vekâletsiz iş görme kurallarına göre istenebilecektir.

 

f.Hukuk veya Kanun Boşluğu Görüşü

 

Görüşe göre ecrimisil hakkında bir hukuk boşluğu vardır. Buna göre ecrimisil TBK ve TMK’daki herhangi bir tazmin ya da alacak hükümlerine göre istenemez.  Bu görüşe göre hâkim, TMK m. 1 hükmünü uygulayarak boşluğu doldururken TMK m. 995 hükmünün genel yapısını ve amacını tespit edip bu kapsamda asıl malikin hakkı olan tazminatı malike geri vermelidir.

 

g.TMK  995 Kapsamında Kötüniyetli Zilyedin Sorumluluğu Görüşü

 

Görüşe göre TMK m.993 uyarınca iyiniyetli zilyetin geri verme borcu kapsamında eşyayı iyiniyetli kullandığı dönem için herhangi bir tazminat yükümlülüğüne girmeyeceği açıktır. Maddeye ve bir kısım yazarlara göre iyi niyetli zilyet haksız kullanma karşılığında yararlanma bedeli ödemeyecektir. Mevhumu muhalifinden anlaşılan ise zilyedin kötüniyetli olduğu durumlarda geri verme borcu bakımından hem geri verme hem de kötüniyetli olarak eşyayı kullandığı sürelerin tazminatı yükümlülüğüne girecektir. Bu bağlamda kötüniyetli zilyet hem taşınmaza verdiği zararlardan hem de fuzuli işgalinden de sorumlu tutulmalı ve tazminata mahkum edilmelidir.

 

ğ. Yargıtay’ın Görüşü

 

Yargıtay’ın ecrimisil kurumunun hukuki niteliği hakkındaki görüşleri 1931, 1938 ve 1950 tarihlerinde vermiş olduğu içtihadı birleştirme kararları değişiklik göstermiştir. Yargıtay’ın ilgili kararları;

 

Yargıtay BGK 1931/23 E, 1931/44 K, 09.12.1931T. Kararında (karar esasen zamanaşımına ilişkin bir karar olmakla birlikte zamanaşımının belirlenmesi için hukuki nitelendirme yapılması gerekliliği şartından dolayı kararda asıl tartışılan konu hukuki niteliğe dönüşmüştür.) ecrimisilin bir haksız fiil olmadığına yer verilmekle yetinilip özüne dair herhangi bir karar alınmamıştır. Haksız fiil olmadığından ise 818 sayılı Borçlar Kanununun 60.maddesindeki haksız fiillere ilişkin 1- 10 yıllık zamanaşımlarının uygulanamayacağı kararı alınmıştır. Ancak karara karşı yazılan karşı oylarda 1 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiği ısrarla dile getirilmiştir.

 

Yargıtay BGK 1937/29 E, 1938/10 K, 25.05.1938 T. Kararında  (kararda amaç yine yargıdaki ecrimisile uygulanacak zamanaşımı tartışmalarına son vermektir.) ecrimisil tazminatı kira bedeline benzetilmiş ve kira benzeri alacak olduğu için mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 126. maddesinde düzenlenen ve kira alacaklarına uygulanan 5 yıllık zamanaşımının ecrimisil açısından da uygulanmasına karar verilmiştir.

 

Yargıtay BGK 1945/22 E, 1950/4 K, 08.03.1950 T. Kararında ise son olarak ecrimisilin hukuki niteliği konusunda tartışalar yapılmıştır.

 

Borçlar Kanununda gâsıbın kiracı sayılarak kira karşılığı ile mükellef tutulacağına dair hüküm mevcut olmadığı gibi âdi ve hasılat icarına dair maddelerden borçlara ait bütün kaidelerden böyle bir hüküm çıkarmak da mümkün değildir. Zira, başkasının malını haksız olarak kullanmak bağıt hükümlerine tâbi bir hukukî muamele olmayıp Borçlar Kanununun haksız fiillerden doğan borçlara müteallik hükümlerine tâbi haksız bir fiildir. Haksız fiillerin borç doğurması ise haksızlığa uğrayan kimsenin bu yüzden zarar görmüş, zarara uğramış olması şartına bağlıdır.Zarar mamelekte bir eksilme husule gelmesiyle vücut bulacağı gibi zararın tazmini borcu da ancak kanunda yazılı olan hallerde doğup tazmin borcunu doğuracağı, kanunda yazılı olmayan fiillerin sebebiyet verdiği zararlar bir tazmin davasına konu olamazlar. Böyle bir zarara uğrayanlar ona katlanmaya mecburdurlar.Kanun koyucu haksız fiil ile sebepsiz iktisabı birbirinden ayırmış olduğu için başkasının malını haksız olarak kullanmanın bir sebepsiz iktisap teşkil edeceği, bundan sebepsiz iktisap borcu doğacağı da düşünülemez. Çünkü, burada bir iktisap yoktur. İktisap ancak hukukî bir muamele ile olur. Gaspta ise, ne bir taraflı, ne de iki taraflı bir hukukî muamele vardır.Gasp, onu işleyenin haksız bir fiilidir ki, bununla gasbeden hem kanunun yasağına karşı hareket etmiş, hem de malını gasbettiği kimsenin kanunun koruduğu zilyedlik hakkını ihlâl etmiş olur.Başkasının elinde bulunan şeyi gasbeden veya ona tecavüz eyleyen kimse gasp ve tecavüzden ileri gelen zararı tazmin edeceği Medenî Kanunun 895, 896 ncı maddelerinde yazılı olduğu gibi bunun şümulü de 908 inci maddede açıkça gösterilmiştir.Belediyenin ecrimisil adı altındaki isteğini toplanmış ve toplanması ihmal edilmiş semerelerin tazmini isteği şeklinde anlamak, iddiayı bu şekilde yorumlamak da mümkün değildir.Belediyenin böyle bir istekte bulunabilmesi semere toplamak ve şeyi semerelendirmek niyetinde bulunmuş olmasına bağlıdır. Belediye böyle bir iddiada bulunmamıştır.Semere toplamayı ve şeyi semerelendirmeyi kurmamış ve böyle bir niyette bulunmamış olan kimsenin ne toplanan semerelerin ne de toplanması ihmal edilen semerelerin tazminini istemeye hakkı vardır. Çünkü, bu halde semerenin toplanması veya toplanmasının ihmal edilmesiyle malikinin mamelekinden bir eksilme vukua gelmemektedir. Malik bir zarara uğramamaktadır.Malikin bu yerdeki hakkı mülkiyet hakkını terkeden kimsenin durumu gibidir. Terkolunan şeye elkoyan kimse iade ile mükellef olmayacağı gibi meselâ buhran sebebiyle toplama masrafını korumayacağı dolayısıyle malikin tarlada veya ağaçların başında bıraktığı mahsulü ve semereleri toplayanlar da iade ile ve tazmin ile mükellef tutulamazlar.Sonuç: Yukarıda yazılı düşünce ve sebeplerden dolayı başkasının gayrimenkulünü haksız olarak elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği veya elde etmeği ihmal eylediği semereleri tazmin ile mükellef olup bir zarara uğramamış olan malik veya zilyede ecrimisil adı veya başka bir ad altında herhangi bir tazminat vermekle mükellef olmadığına karar verildi.

 

Ecrimisil ile ilgili Yargıtay’ın son görüşü haksız fiil niteliğinde olduğudur ancak uygulamada hala 1938 tarihli karardaki 5 yıllık zamanaşımı uygulanmaktadır. Bu anlamda ecrimisile uygulanacak kuralların karma bir yapıda olduğu özellikle taşınmazların kira getirisi olduğu gerçeği sonucunda kira sözleşmesi hükümlerinin etkisi ağırlıklıdır.

 

4. Ecrimisil Davaları

 

A-Görevli ve Yetkili Mahkeme

 

a.Ecrimisil Davalarında Görevli Mahkeme

 

Yukarıda ayrıntısı ile yer verdiğimiz üzere her ne kadar özel hukuktaki ecrimisilin hukuki niteliği doktrinde tartışmalı olsa da, ecrimisil davaları taşınmazın aynı ile ilgili davalardan olmayıp haksız bir eylemden kaynaklanan tazminat davalarıdır.

 

Hem kamuda ayrıca var olup hem de Medeni hukukta var olan ecrimisil davalarında Adli yargıda Asliye hukuk Mahkemeleri görevlidir. Bu durum 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girmesinden sonra kesinleşmiştir. 6100 sayılı kanun yürürlüğe girmeden önce ecrimisil davaları açısından 2’li bir ayrım bulunmaktaydı. Buna göre 01/10/2011 tarihinden önce açılan davalarda dava değeri göz önüne alınarak, yasal sınıra göre sulh veya asliye hukuk mahkemelerinin görevli olup olmaması değişiklik gösterirken 01/10/2011 tarihinden sonra dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemeleri görevli hale gelmiştir.

 

Yargı kararlarında da 6100 sayılı HMK’dan sonra açılacak ecrimisil davalarının, dava değerine bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinde açılması gerektiği vurgulanmıştır. İlgili karara göre haksız işgal tazminatına ilişkin davaların HMK madde 4 kapsamındaki istisnalardan olmadığı ve HMK madde 2’ye göre asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu vurgulanmıştır. .”(Yargıtay 1. HD. 2013/14665 E, 2013/14210 K., 21/10/2013 T),

 

Kamu hukuku bakımından ecrimisil davalarında ise idarenin düzenlemiş olduğu ecrimisil ihbarnamesine karşı iptali istemi ile yahut borçlu olunmadığının tespiti istemiyle idare mahkemelerinde dava açılabilirken, karşı taraf ödenmiş olan ecrimisilin sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde asliye hukuk mahkemelerinde iadesini isteyebilir. Bu yolu genellikle Belediyeler kullanmaktadır. Sonuç olarak idareler tarafından açılacak olan davalar, talepler doğrultusunda idare mahkemelerinde ya da asliye hukuk mahkemelerinde açılabilir.

 

b.Ecrimisil ve Değer Kaybı Davalarında Yetkili Mahkeme

 

İlk olarak HMK madde 12’de düzenlenen yetki kuralı, ecrimisil ve davalarının taşınmazın aynından kaynaklanmamasından dolayı uygulama alanı bulamayacaktır.  Ecrimisilin hukuki niteliği kısmında her ne kadar ecrimisil kurumunun hukuki niteliğinin tartışmalı olduğu açıklanmış olsa da, Yargıtayın 1950 yılındaki İBK uyarınca haksız fiil niteliğinde olduğu görüşü ile uygulamadaki sorunlara az da olsa çözüm bulunmuştur. Davada yetkili mahkeme belirlenirken ise yine bu haksız fiil görüşünden yola çıkılmış ve HMK madde 16 kapsamında haksız fiilden doğan davalarda yetkili olan mahkemelerde görüleceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda ecrimisilin haksız fiillerden doğan bir dava olması ve bu davalaya özel yetki kuralı olması nedeniyle HMK madde 6’daki genel yetki kuralı da uygulanmayacaktır. 

 

B. Davada Husumet Ve Taraflar

 

İlk olarak davada husumetli, taraf olacak kişilerin hak ve dava ehliyetlerinin olması şarttır.

 

a-Davacı

 

Taşınmazın malik veya asli ya da fer’i zilyedi olan, gerçek veya tüzel kişiler, intifa hakkı sahipleri, taşınmazı teslim alarak sahip olan şahsi hak sahibi kiracılar bu davalarda davacı olabileceklerdir.

 

Bunların yanında Yargıtay İçtihatlarına da konu olmuş davalarda; Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında maliklerce yetkilendirilen apartman yöneticileri, site yönetimleri, elbirliği ile mülkiyet kapsamındaki paydaşlardan her biri ve mirasçılar da davacı sıfatına haiz olabilmektedirler.

 

b-Davalı

 

Davalılar taşınmazı haksız olarak kullanan veya kullandıran gerçek ve tüzel kişilerdir. Davalı taraf temyiz kudretine sahip olmasa dahi haksız kullanımda ve taşınmaza verilen zararda kusur aranmadığından davalı olabilmektedirler. Ayrıca dava konusu taşınmazı işgal eden ya da değer kaybı anlamında taşınmazı yok eden, ortadan kaldıran, taşınmaza yapı yapan, zarar veren, müdahale eden birden çok kişi ise hepsine ya da birine karşı bu davalar açılabilir. Eğer birden fazla kişiye karşı dava açılmışsa ya da birden fazla kişi dava açmışsa tarafların kendi aralarında duruma göre dava arkadaşlığı gündeme gelecektir. Yahut ecrimisil açısından bir kullandırma söz konusu olduğunda kullanana dava açılmış ise o zaman davalının davayı kaybetmesi durumunda rücu edebileceği kullandırana davayı ihbar edebilir. Bu gibi hususlar somut olaylara göre değişiklik gösterecektir.

 

C. Dava Şartları

 

a-Genel Dava Şartları

Öncelikle ecrimisil davalarında genel dava şartları esastır. Genel dava şartları HMK madde 1144’te diğer kanunlardaki özel nitelikteki dava şartları ayrı tutularak tahdidi olarak sayılmıştır. Genel dava şartlarına ek olarak ecrimisil davası açısından özel dava şartı ise İntifadan mendir. 

 

b-Ecrimisil Açısından Özel Dava Şartı: İntifadan Men

 

Gerek paylı gerekse elbirliği ile mülkiyet durumlarında intifadan men dava şartının incelenmesi açısından paylı ve elbirliği ile mülkiyet kavramı önem arz etmektedir.

 

Paylı mülkiyet diğer bir deyişle müşterek mülkiyet, belirli bir eşya üzerinde, birden fazla kişinin aynı anda ancak farklı paylar(hisselerle) malik olmasıdır. TMK madde 688’de ”Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir.” denilerek de tanımı yapılmıştır.

 

Paylı mülkiyete sahip maliklerin taşınmazı kullanması ile ilgili olarak TMK madde 693’te paydaşlardan her birinin diğerlerinin hakları ile paylaştığı ölçüde paylı maldan yararlanıp onu kullanabileceği, taşınmazdan yararlanamayan paydaşın, kullanımına engel olan öteki paydaşlardan her zaman el atmanın önlenmesini isteyebileceği, taşınmazın paydaşlarından birinin, taşınmazdaki payı oranında dava açabileceği ve ecrimisil talep edebileceği hükme bağlanmıştır.

 

Elbirliği ile (İştirak Halinde) Mülkiyet eşya üzerinde aralarında ortaklık bağı bulunan kimselerin bu eşyaya birlikte malik olmalarıdır. TMK madde 701’de ise “Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.”şeklinde tanımlanmıştır. Bu mülkiyet tipinde maliklerin eşya üzerindeki payları belirlenmiş olmayıp her biri eşyanın tamamına sahiptir.

 

İntifanın sözlük anlamı”yararlanma, bir şeyden istifade etme” olup intifadan men ise bir şeyden yararlanılmasını veya istifade edilmesini yasaklamak anlamına gelmektedir.

 

Kural olarak hem elbirliği ile mülkiyette hem paylı mülkiyette, diğer paydaş veya paydaşlardan ecrimisil talep edilebilmesi için bu paydaşların intifadan men edilmesi gerekmektedir. İntifadan men etmenin temel amacı ise taşınmazdan yararlanma konusunda hakkından fazla davranan ve diğer paydaşların yararlanmasına engel olan ya da onların hakkına giren paydaşın dava açılmadan önce uyarılmasıdır. Bu uyarma Noterlik aracılığı ile çekilecek olan bir ihtarname ile yapılabilir. Her halükarda yapılan ihtarın yazılı olması ispat açısından davacıya yarar sağlayacaktır. Yargıtay kararlarında da intifadan men şartının arandığı ve davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, ispatın da her türlü yasal delil ile yapılabileceği açıktır.

 

Gerek yargı uygulamalarından gerekse de doktrinden doğmuş olan İntifadan men şartının bazı istisnaları mevcuttur bunlar;

-Davaya konu taşınmazın kamu malı olması,

-Ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren ya da (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması,

-Paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi,

-Paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması,

-Davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması

-Taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.

 

D. Ecrimisil ve Değer Kaybı Davalarında İspat

 

Davalarda genel ispat kuralları uygulanmaktadır. Şöyle ki; öncelikle davalar çekişmeli yargı işi olup taraflarca hazırlama ilkesi mevcuttur. Sonrasında TMK madde 6 “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” ve HMK madde 190 “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” hükümleri gereğince davalının, dava konusu taşınmazın haksız olarak işgal edildiğini ispat etmesi gerekmektedir. Bunu yaparken ise kanunun cevaz verdiği belge, senet, ikrar yemin, tanık, bilirkişi, keşif gibi delilleri kullanabilir.

 

Söz konusu davalarda özellikle bilirkişi incelemeleri son derece önemlidir. Zira davacının taşınmazına haksız olarak el atıldığını, ya da taşınmazının haksız fiile uğradığını ispatı kadar önemli olan bir diğer konu talep edilen ecrimisil miktarlarının doğru bir şekilde hesaplanabilmesidir. Aksi takdirde davacı hakkı olan tazminat bedelini alamayacak ve adalet yarıda kalacaktır.

 

Ayrıca Yargıtay içtihatlarında da bu tip konuların uzmanlık gerektiren hususlar olduğu, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak tazminat miktarlarının belirlenebileceği, eğer arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmelerinin istenmesi, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedellerinin araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmelerinin de getirtilmesi, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırmasının yapılması, üstün veya eksik taraflarının belirlenmesi gerektiğine ayrıntılı olarak yer verilmiştir.

 

Ecrimisil davalarında ispat konusu olan asıl husus haksız işgaldir. Bunun en önemli ispat araçlarından biri ise, ecrimisil davası öncesinde açılan tapu iptal ve tescil davalarının sonuçlarıdır. Tapu iptal ve tescil davalarında davanın kabulü ya da reddine bağlı olarak, yani taşınmazın haksız olarak işgal edilip edilmediğine bağlı olarak ecrimisil talebinde haklı olunup olunmadığı da hatırı sayılır derecede ispat edilmiş olmaktadır. Yargıtay kararlarında da bu husus ortaya konulmuştur.

 

E. Ecrimisil ve Değer Kaybı Davalarında Zamanaşımı

 

Ecrimisile ilişkin zamanaşımı  uygulamada 5 yıl olarak kabul edilmiştir. 1938 tarihli Yargıtay Büyük Genel Kurulunun içtihadı birleştirme kararında, ecrimisilin kira alacağına benzetilmesi üzerine zamanaşımı olarak da mülga borçlar kanunundaki kira alacaklarına ilişkin olan 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanmasına karar verilmiştir.

 

Yargıtay her ne kadar 1950 tarihli içtihadı birleştirme kararında ecrimisilin haksız fiil benzeri bir yapısı olduğuna karar vermiş ve bu görüş hala korunmakta ise de ecrimisil alacaklarına uygulanan 5 yıllık zamanaşımında hiçbir değişime gidilmemiştir. Uygulamada hala ecrimisile uygulanan zamanaşımı kira ilişkilerine uygulanan süre kadardır.

 

F. Faiz

 

Yukarıda ayrıntısı yer verildiği üzere ecrimisil haksız fiil kökenli tazminattır. Bu nedenle TBK madde 117 gereğince faiz başlangıcı haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren başlayacaktır. Haksız fiil tarihinden itibaren işletilecek faiz ise yasal faizdir.

 

Değerlendirme ve Sonuç

Ecrimisil hukuki niteliği son derece tartışmalı olup her ne kadar 1950 tarihli İBK ile haksız fiilden kaynaklanan tazminat formu verilmeye çalışılmış ise de zamanaşımı gibi önemli bir konuda kira alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresinin hala uygulanıyor olması, ecrimisilin haksız fiil formundan taştığının göstergesidir. Yargıtayın haksız fiil formundan başka birçok farklı form doktrinde tartışılagelmiş ve muhtemelen devam edecek ise de en uygununun ecrimisil tazminatının TMK madde 993 - 995 maddeleri içerisinde eritilerek kodifiye edilmesidir. Ecrimisil her ne kadar Mecelleden beri uygulana gelmiş bir kurum olsa da sadece kira değil bir çok kalemi birlikte kapsayan bir tazminata dönüşmesi ile artık kendine özgü, sui generis bir yapı haline gelmiştir. Bu sebeple hem doktrin ve yargı tartışmalarını bitirmek, hem zamanaşımı konusunda, ecrimisilin kendine özgü yapısı çerçevesinde yeni bir zamanaşımı süresi belirlenebilmesi için TMK’nın ilgili hükümleri ile harmanlanarak kodifiye edilmesi şarttır.

KAYNAKÇA

Yılmaz Ejder, Hukuk Sözlüğü, Ankara, Yetkin Yayınları, 1992

Eren Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler Ankara, Yetkin Yayınları, 2015

Oğuzman Kemal, Seçili Özer, Oktay Özdemir Saibe, Eşya Hukuku, Ankara, Filiz Kitapevi, 2014

Ayrancı Hasan, Aral Fahrettin, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Ankara, Yetkin Yayınları, 2015

Özaykut Salih, Mülkiyet Hakkına Dayalı Davalar, Ankara, Adalat Yayınevi, 2015

Gürlek İlgün, Mühübe, Ecrimisil Davaları ve Yargılama Usulü, Ankara Adalet Yayınevi, 2012

Okan Ufuk, Ünal Nurdoğan, Kamu Taşınmazlarında Ecrimisil ve Tahliye, Ankara, Seçkin Yayınları, 2018

Yavuzaslan Ceren, Ecrimisil, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2014 Ulusal Tez Merkezi

Durğun Şanlı İrem, Haksız İşgal - Ecrimisil Tazminatı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2019 Ulusal Tez Merkezi

Gemci Mustafa Fikri, Türk Özel Hukuku’nda Ecrimisil Tazminatı, Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep, 2018, Ulusal Tez Merkezi

Ak Burak, Haksız İşgal Tazminatı (Ecrimisil) Yüksek Lisans Tezi, Ankara, 2020, Ulusal Tez Merkezi

Özdemir Hilal, Ecrimisil Tazminatı, Selçuk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu Dergisi, Konya, 2020